
Yüksek tavanlı alanları ısıtma konusundaki gerçekler
Eğer yüksek tavanlı bir alanı ısıtmaya çalıştıysanız, ne kadar zor olduğunu bilirsiniz. Isıyı artırırsınız, ancak bu ısı doğrudan tavana çıkar ve orada kalır. Bu arada, zemindeki insanlar hâlâ üşümeye devam eder. Bu durumda kazanan taraf yoktur.
Bu yüzden havayı ısıtmaya çalışmayı bırakıyoruz. Bunun yerine kısa dalga infraruj ışınları kullanıyoruz. Bunu güneşe benzetebilirsiniz. Güneş, plajda sizi ısıtmak için havayı ısıtmaz; enerjisini doğrudan cildinize gönderir. Bu ısıtıcılar da aynısını yapar; dalgalarını doğrudan insanlara, banklara ve zemine gönderir.
Anında etki eder. Tüm odanın ısınması için bir saat beklemenize gerek yoktur. Bir düğmeye basarsınız ve hemen etkisini hissedersiniz. Tavanın 10 metre yüksekliğinde olması önemli değil; ısı kaybolmaz, doğrudan hedefe ulaşır.
Ancak şunu unutmamak gerekir: Bu cihazları her yere yerleştiremezsiniz. Geniş bir alanı ısıtmak için yüksek güçlü cihazlara ihtiyaç vardır. Eğer güç yeterli değilse, ısı zemine ulaşmadan önce kaybolur.
İşte burada birçok kişi hata yapar. Cihazları çok yükseğe monte eder veya açıyı yanlış ayarlarsanız, aslında sadece tavanı ısıtmış olursunuz. Biz ise ısıyı doğrudan istenen yere yönlendirmek için parabolik yansıtıcılar kullanıyoruz.
Bir diğer önemli nokta ise bu cihazların çok fazla elektrik tükettiğidir. Tüm cihazlar aynı anda çalıştığında kablolarınızın ve sigortalarınızın bu yükü kaldırabileceğinden emin olun; aksi takdirde sigortalar yanacaktır.
Cihazların sürekli çalışmasını sağlamak da zordur. Spor salonundaki nem koşullarına dayanabilirler. Ancak tek bir zayıflıkları vardır: toz. Kulağa küçük gibi gelse de, yansıtıcı üzerindeki ince bir toz tabakası bile ısı üretimini %15 oranında azaltabilir. Bu kadar az miktarda toz için oldukça büyük bir düşüştür. Yansıtıcıyı temiz tutarsanız, ısı tam olarak istenen yere ulaşmaya devam edecektir.